| I am so evil that i can scratch someone! |
Yeter artık amaTatmin olmadığım şeyler yapmaktan çok sıkıldım artık. Anlamsız şeyler yollamıştım falan zaten bu bloga da.. Tek bu bıraktığım şey haric. İlk yazı da fikri ilk aklıma geldiğinde çok mantıklı gelmişti ama sallama yapınca sonradan hoşlanmadım. Dolayısıyle evilcat geyiğinin bi anlamı falan da kalmadı. Napıyım başka blog falan şettiriyim artık..09:37 - 2/3/2006 - yorum {yok} - yorum yaz21:42:19Eskiden yazdığım bir yazı.. Şimdi okuyunca garip geldi. Ama bu yine iyi. Eminim hayatımda o kadar aptalca şeyler yaptım ki bundan çekinmem için bir sebep yok. Ben, yine benim.. Bu ( 21:42:19 ) mesajı yazmaya başladığım ilk an. Çok şaçma bir şey değil mi olmayan bişeyi böyle parçalara ayırmak. Zamanı işte.. Aklıma dün izlediğim scrubs geldi bir an. İzlemiş olanlar bilir Jordan'ın lösemili kardeşinin öldüğü bölüm. Ağlatmayı becermişti beni. Scrubs'ın sevdiğim yanı da o. Ağlatması değilde çoğu bölümün bitişinde kendimi bir an böyle uzaklara ( karşı duvara) bakarken bulmam. Bunun yanı sıra belki de en çok güldüğüm dizidir. Ayrıca dikkatli bakılırsa hikayenin altında yatan ders de görülebilir. Yok güldürürken düşündüreyim düşündürürken düşüreyim formatında değil. Bir felsefesi var. Ve bu felsefenin herkesi kapsadığını düşünüyorum. O diziden gerçekten bir şeyler aldığımı düşünüyorum ama her bölümünü izleyememek kendi açımdan acı birşey. Aslında sadece scrubs değil olay.. Çok etkilendiğim bir film vardı. Aslında iki film. birbirinin devamı yani. Gün doğmadan ve Gün batmadan. O kadar çok sevmiştim ki hatta oturup kafa yoruyordum. İşim gücüm yok ya ( gerçekten ) . İzlemeseydim çok şey mi kaybedecektim? Hayır hatta hiç bir fikrim olmadığından hiç düşünmüyecektim. Ama iyi ki izledim. Kendiminkinden başka hayatlara , başka hikayelerede şahit oldum. "Daha fazla yaşadım". Hayal ürünlerini bu açıdan çok seviyorum. Hikayesi olan şeyleri. Çizgi roman , kitap , film. Beni diğer sanatlardan daha çok çektini söyleyebilirim. Ve düşünün ne kadar çoğunu daha tadamadan ölücem.. Belki de insanlık yakın gelecek de yok olacak. Mahvettiğimiz doğa kendini yeniliyecek. Terazide insanlığın daha ağırlaşarak, doğanın tarafından verdiğinden daha fazla alarak, dengeyi bozan tarafındaki fazlalıkları geri alacak ve büyük felaketler sonrası medeniyet öncesi döneme geri dönecek dünya ( varsayım olsada inanıyorum ) Belki kalan organiklerden yeni canlılar evrilecek yeni medeniyetler kurulacak ve bu böyle sürüp gidecek. Bu dönem içinde o kadar çok ürün ortaya çıkacak ki şahit olamayacak olmak gerçekten üzüyor beni. Peki bu milyarlarca senelik süreç arasında geçen bı yüzyılı bile bulmayan hayatımızda ne yapacağız? Gerçekten önemsiziz. Her ne kadar kendimiz için en önemli şey olasak da. Bir avuç önemsiz tarafından önemsenmek neyi kanıtlıyacak peki? Madem bu kadar yetersiz bir süre kalıyoruz hayatta niye bir şeyleri erteleyerek yaşamakta ısrar ediyoruz? Hayatımızda ne yaptığımızı söyleyeyim. Mutlu olmak için çabalamak ama çabalarken mutluluğu tadamamak. Kendimizi sıkıyoruz gelecek için. Peki gelecek ne kadar önemli. Yaşamadığın bir şey yaşadığından daha önemli olabilir mi? Mutluluğun şu anda bile elimizde olduğunu neden farkedemiyoruz.. Söyleme ihtiyacı duyduğum şeyler var. Mesela intihar ile ilgili başımdan acı olaylar geçtiği gibi. Açıkçası düşünmeyi bile düşünmüyorum ama insan kendi ruh halinin bile nası olacağını kestiremiyor ki. O hayat dolu mutlu adam bile intihar etti ya ben kendime bile güvenemem bir daha bu konuda. Bir hayvan alın. Köpek olursa daha iyi olur olmazsa kedi. Kuş balık falan değil gerçekten yakından duygusal bir bağ kurabileceğiniz hayvanlar olmalı. Ve intiharı düşünebilecek kadar sıkıldığınızda dünyanızı değiştirin ( bu daha sonra Duvara Karşı'da da karşıma çıktı ama aslen ben daha önce düşünmüştüm ) Başka bi yere taşının. Yeni yerler görün. Yolculuk yapın ama yolculuk dediğim aynı yolu yüzlerce kere görmek değildir. Gördüğün hiçbir yere gözün aşina olmamalı. Yaptığınız tek şey hayatta kalmak olmasın çoğumuzun yaptığı gibi. Gerçekten yaşayın.. Saygılar. *Amon Amarth playlistini kapatır. Riske girmemek için tüm yazıyı kopyalar. Islık çala çala Alt + s'ler* 22:32:56 11:00 - 24/2/2006 - yorum {1} - yorum yaz
|
Tanım ...yağmur yağıyordu ve o diğerlerinin aksine kaçmıyordu. Islak vücudunun silüetinde gözleri kararlılıkla parlıyordu.. İntikam dolu gözleri... Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Son yazılar - Yeter artık ama - 21:42:19 Arkadaşlarım - pitys - ashtray |